Bhagavad Gita

Bhagavad Gita Bölüm 2
45- Vedalar üç nitelikle ilgilenir; bu Guna’ların (üç niteliğin) üzerinde ol. Ey Arjuna; zıtlıkların ikililiğinin ötesinde, saflıkta kararlı, sahip oluduklarına kıymet vermeyen, “Öz” ile dolu ol.
-trai-guṇya-viṣhayā vedā nistrai-guṇyo bhavārjuna
nirdvandvo nitya-sattva-stho niryoga-kṣhema ātmavān

Üç niteliğin yani Gunaların ; Sattva, Rajas ve Tamas’ın üzerinde ol. Bu nitelikler seni Öz halinin altına indirger. Öğretilerin maddi dünya için sunduğu şeyleri reddetmelisin. Hiçbir pratiğin amacı, maddi dünyayı kazanmak için olmamalı.

Dualite, iki uç arasında sıkıştırır insanı. Oysa neyin doğru, neyin yanlış olduğu tesadüften ibarettir. Tesadüf; yalnız ihtimallere bağlı olduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi demektir. Tıpkı Bhagavad Gita’da Arjuna’nın doğruları ve yanlışları düşünerek Dharma’sına karşı şüpheye düşmesi gibi, kişi dualitenin içinde kaldığında, duyusal algının bir sonucu olarak duyguları bir çamur gibi zihnini bulandırır. Nereye doğru, neye doğru hareket edeceğini bulamaz.

Saf olan; Sonsuz’dur. Kişi sonsuza giden, kendi özüne giden yolda kararlı olmalıdır. Tıpkı yayından çıkan ok gibi, hedefe doğru yol almalıdır. Sonuç sürecin ürünüdür. Süreç, pratik ile saflaştırılmalıdır. Öğreti yay, pratik yayı geren sağ el, pratiğin 5 elementi yayı sabitleyen sol el, kişi ok ve öz benlik hedeftir. Yogi öğretiyi (yayı) pratiğin 5 elementi (sol el) üzerine kurup, öğretiyi pratik ettiğinde -sağ el ile yayı gerdiğinde- bunun sonucu olarak şüphesiz öz benliğine ulaşır. Süreç, kişiyi özüne götürendir.

Bu pasajda asıl üzerinde durmak istediğim yer bu son kısım; “Sahip olduklarına kıymet vermeyen”. Bunu basit bir örnek ile açıklayacağım. Çayı çok sevdiğini düşünelim. Önüne bir bardak çay geldi. Hemen bitmesini istemiyorsun. İçmek için bir süre beklendiğinde, bu çay soğur ve sana geldiği haldeki niteliklerini yavaş yavaş kaybetmeye başlar. Bir gün boyunca içmez ve onu bekletmeye devam edersen bayatlar. Muhtemelen artık yeni bir bardak çay içmeyi tercih edersin. Bir kaç gün daha beklersen içinde artık yeni yaşamlar oluşmuş olur, organizmalar çayın içinde çoğalmaya başlarlar. Yani artık içilemez hale gelir. Çünkü çay, ne kadar değer verirsen ver, senin tarafından kullanılmadığı takdirde hayattaki her sey gibi boşa gitmez ve başka bir şeye dönüşmeye başlar. Bu tüm varoluş için geçerlidir.

İnsan, bedeni değildir; beden sahip olduğu bir araçtır. İnsan zihni, aklı, egosu veya chittası değildir. Bunların hepsi sahip olduğu birer araç.

Bhagavad Gita’nın da dediği gibi “Sahip olduklarına kıymet verme”. Aksi takdirde sahip olduğun çayı içemezsin. Onu bitirmek istemezsin, onu saklamak istersin. Tıpkı insanın “ben” dediği şeylere kıymet verip biriktirmesi gibi. Ben sandığı şeyleri bir araç olarak kullanmak yerine, biriktirmesi sonucunda ortaya çıkan “kişi/kişilikler” gibi. Tıpkı insanın bedenine kıymet verip hareket etmekten, zorlamaktan kaçınması sonucu bilmediği, kullanamadığı, yüklerle dolu bir bedenle baş başa kalması gibi. Tıpkı aklını kullanmaktan kaçınması sonucunda, ortaya çıkan hafızanın ürünü tavırlar gibi. Sahip olduğun şeyler kullanman için verildi, kıymetli görüp saklaman için değil. Bu sahip olduğun şeylerin kıymetsiz olduğu anlamına gelmez. Sahip olduğun ve olmadığın her şeyin aynı kıymette olduğu anlamına gelir.

Kıymet Verme – Bhagavad Gita 2.45
Facebooktwittergoogle_pluspinterest

Post navigation